
Yürütülen “casusluk” soruşturması kapsamında, teknoloji yatırımcısı ve iş insanı Hüseyin Gün, etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanarak itirafçı oldu. İfadesinde çalışanlarına kurdurduğu “Osint” adlı açık kaynak istihbarat yazılımı aracılığıyla kurum ve kuruluşlara ait mail ve şifre bilgileri topladığını, hatta bu veriler üzerinden belediye içindeki yazışmalara ulaşabilecek hâle geldiklerini belirtti. Savcılık dosyasında geçen bilgilere göre, iddialara göre Gün, bir teknoloji şirketi üzerinden yurtdışına para transferleri gerçekleştirdi, farklı ülkelerle bağlantılı yatırım ve finans ağları içinde yer aldı. İfadesini veren Üvey Oğlu Ü.D.A. da annesinin Gün’le kurduğu 2005’teki şirket ortaklığından başlayarak, “Annemin onayı olmadan şirket sermayesi başka ülkelere aktarıldı” dedi.
Soruşturmanın merkezinde ise, eski İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve şüpheliler arasında adı geçen Ekrem İmamoğlu yer alıyor. Savcılığın iddiası, belediye uygulamalarıyla bağlantılı çok sayıda kullanıcı verisinin yurt dışına çıkarıldığı yönünde. Gün’ün ifadesi, bu iddiaları destekler nitelikte: “Yazışmalarda ‘Mayor’ kod adıyla ima edilen kişi Başkan’dır” şeklinde konuştu. Bu gelişme, siyaset-teknoloji ilişkisi, veri güvenliği, istihbarat ve seçim süreçlerinin etik sınırları gibi temaları yeniden gündeme taşıdı.
